Sağlık, hayatımızdaki en değerli varlıklarımdan birisidir. Ancak, bazen vücudumuzun verdiği sinyalleri anlamak zor olabilir. Üç yıl boyunca yanlış teşhislerle ya da teşhis konulmadan yaşam mücadelesi veren Gülseren Türkkan, yaşadığı zorlu süreci ve karşılaştığı altı belirtiyi gözler önüne serdi. Bu yazıda, Gülseren’in hikayesini ve yaşadığı mücadeleyi detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Gülseren, 28 yaşında genç bir kadındır ve sağlıklı bir yaşam sürüyorken, aniden sağlığında birtakım olağandışı değişiklikler hissetmeye başladı. İlk belirtisi, sürekli yorgunluk hissi oldu. Gülseren, bu durumu başlangıçta yoğun iş temposuna bağlıyordu. Ancak zamanla bu yorgunluk hissi, onu günlük hayatından koparıp, evde sürekli dinlenmeye yöneltti. Birçok doktora başvurdu, her biri farklı önerilerde bulundu fakat sonuç alamadı. "Bazen hasta olduğunuzu belirtmekte bile zorlanıyorsunuz. Çünkü doktorlar, stres ya da psikolojik sorunlar şeklinde yanıt veriyor," diyor Gülseren.
İkinci belirti, bel ağrılarıydı. Üçüncü gözlemlenen belirti ise, geçmeyen baş ağrılarıydı. "Sabah uyandığımda bile bu ağrılarla uyanıyor ve güne kaldığım yerden devam edemiyordum," diyor. Gülseren, baş ağrılarının hayatına nasıl sirayet ettiğini detaylı bir şekilde anlattı. Üç yıl boyunca yaşadığı bu süreç, onu psikolojik olarak da zorladı. Hemen her gün başından geçenlere ağlayarak, stresini dışa vurmayı tercih etti. Tüm bunlar olurken, Gülseren'in yaşam kalitesi azalmıştı.
Birçok geçerli testten geçmesine rağmen, Gülseren’in durumu teşhis edilemiyordu. Gülseren, "Doktora gittiğimde, bazen hastalığımı bilmeyen insanlar olarak oradaydık. Sanki, medikal bir labirentin içinde kaybolmuş gibiydim," diye ifade ediyor. Üç yıl boyunca geçirdiği bu süreç, içsel bir mücadele haline geldi. Yorgunluk, bel ağrısı ve baş ağrısının yanı sıra, mide bulantısı ve iştahsızlık da yaşamına eşlik etti. Gülseren, “Bazen kendime bile bu belirtileri açıklayamıyordum. Yiyecek ve içecek tüketimi karşısında isteksizlik hissetmek, beni daha da çıkmaza sürüklüyordu,” diyor.
Teşhis süreçleri, bir noktadan sonra Gülseren’in hayatında büyük bir değişim yarattı. Sağlık sorunlarıyla baş etmek için alternatif yöntemlere yönelmeye başladı. Kendisine sağlıklı yaşam tarzıyla ilgili bilgiler edinmek ve bu sorunu hafifletmek için diyete yöneldi. Ancak bu durum, hâlâ yaşadığı belirtileri çözmekten çok uzak bir çaba olarak görünüyordu. Gülseren, süreçte belki de en çok yardıma ihtiyaç duyduğu anda, arkadaşlarının ve ailesinin desteği sayesinde yeniden ayağa kalkmayı başardı.
Sonunda, üç yıllık belirsizlik ve zorlukların ardından, Gülseren’in hastalığı doğru bir şekilde teşhis edildi. Bu süreçte yaşadığı deneyimler, sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik olarak da ona büyük dersler verdi. "Yaşadıklarım, yaşamanın ne kadar değerli olduğunu anlamama yol açtı. Hem fiziksel hem de ruhsal güçlenmenin gerektiğini öğrendim," diyor. Gülseren’in yaşam mücadelesi, kendisi gibi mücadele eden birçok insana da umut oldu. Yaşamın getirdiği sıkıntılar karşısında yılmamak gerektiğinin vurgusunu yapıyor.
Sonuç olarak, Gülseren Türkkan’ın hikayesi, sağlık arayışının zorluğunu ve bazen yanlış yönlendirmelerin yaşam kalitesini nasıl etkileyebileceğini gösteriyor. Üç yıl boyunca karşılaştığı altı belirti, ona sadece fiziksel zorluklar yaşatmakla kalmadı, aynı zamanda hayatının akışını da değiştirdi. Her ne kadar zorlu bir süreç olsa da, sonuç olarak doğru teşhis ile birlikte, yeni bir yaşamın kapıları aralandı. Gülseren’in hikayesi, aynı zamanda sağlık sorunları yaşayan bireylere de cesaret ve umut vermekte.